+90 (442) 2313638-33

II. ULUSLARARASI TÜRK ŞÖLENİ

II. Türk Şöleni Hakkında

              Yeryüzündeki birkaç eski ve köklü milletlerden birisi olan Türk Milleti; tarih boyunca farklı coğrafyalarda büyük cihan devletleri kurmuşlardır. Bilim, teknoloji, askerlik, sanat ve siyaset alanında büyük işler gerçekleştirip kalıcı izler bırakmışlardır. Adriyatik kıyıları ile Doğu Avrupa'dan Moğolistan içlerine ve Çin Seddi'ne kadar, Avrasya'da mimarisi, dili, edebiyatı, tarihi kısacası kültürü ve siyasi varlığıyla Türk Milleti zengin bir dünya meydana getirmiştir. 300 milyona yakın nüfusuyla bu Türk dünyası varlığının farkında olmak, tanımak, tanışmak ve iş birliği yaparak yarınki dünyada kültürü, sanatı, bilim hayatı, ekonomik potansiyel ve zenginliğin gün ışığına çıkarılmasıyla Türk devlet ve toplulukları olarak hak ettiğimiz yeri almak zorundadır. Bu amaçla, çok geniş bir coğrafyaya yayılan Türk boyları arasında ekonomik ve kültürel açıdan bir entegrasyon gerçekleştirilmek kaçınılmaz bir hedef haline gelmiştir.

                Kendi kültürümüzü dünyaya küresel kültürün örneklerini tekrar ederek değil ancak milli değerlerimiz usulünce takdim ederek anlatabiliriz. Oğuz Kağan’dan Dede Korkut’a, Köroğlu’ndan Ahmet Yesevi’ye, Hacı Bektaş-i Veli’den Yunus Emre’ye, Mevlana’ya kadar coğrafyamız vatanlaşmasına ve Türk ummanın oluşmasında katkıda bulunan yüzlerce abidevi şahsiyeti günümüze taşımamız, yeni nesilleri yararlandırmamız gerekmektedir. Fuzuli’yi, Ali Şir Nevai’yi, Karacaoğlan’ı, Pir Sultan Abdal’ı, Mahtun Kulu’yu, Mağcan Cumabay’ı, Mehmet Akif’i, Hüseyin Cavit’i, Yahya Kemal’i, Necip Fazıl’ı, Ahmet Cevat’ı, Şehriyar'ı, Bahtiyar Vahapzade’yi, Cengiz Aytmatov'u ve burada adını zikredemediğimiz pek çok fikir ve sanat dehamızı tanımak tanıtmak ve günümüz gençliğine kazandırmak zorundayız. Bu doğrultuda her türlü takdir duygusunun üzerindeki çalışmalarıyla büyük hizmetler veren Güneş Vakfı'nın müstesna bir yeri olduğu tartışılmazdır. İşte Uluslararası Türk Şöleni bu gerçeğin güzel bir işaretini oluşturmaktadır. Bu şölenin ilkini Azerbaycan, Nahçivan, Kırım, Gürcistan, K.İran, K. Irak, Yunanistan, Kosova, Doğu Türkistan, Makedonya, Kosova ve Gagavuzya'dan 100 katılımcı ile Kırım - Tatar Milli Meclisi Başkanı M. Abdulcemil Kırımoğlu katılımıyla 2007 yılında gerçekleştiren Güneş Vakfı, 3 gün süren şölende Türk Edebiyatı üzerine paneller, resim, plastik sanatlar, heykel, hat, ebru ve fotoğraf sergileri açılmış, konferanslar, şiir dinletileri, aşıklar ve Türk Dünyası Müzik Dinletileri düzenlenmişti.

                “Uluslararası Türk Şöleni”nin ikincisini tarihin her döneminde önemini koruyan ve Doğu'nun en önemli şehirlerinden olan Erzurum'un bir kez daha dış ilişkilerdeki önemi pekiştirerek 20-24 Mayıs 2009 tarihlerinde şair, sanatçı, yazar ve aşıklarla toplam 273 katılımcı gerçekleştirilmiştir. Kazakistan, Kırgızistan, Yunanistan (Batı Trakya), Kosova, Doğu Türkistan, Moğolistan, Özbekistan, Yemen, Azerbaycan, Nahçivan, Gürcistan, İran, K.Irak ve Kıbrıs'tan kendi alanının en iyileri Erzurum'da bir araya gelerek her zamandan daha fazla ihtiyaç duyduğumuz birlik ve bütünlüğümüz güçlendirdiler.

                Organizasyona yurt içi ve yurtdışından katılan dinleyicilerin yanında,  Şairler, Ressamlar (Güzel Sanatlar), Müzisyenler, Atlı Sporlar(Gökbörü, Cirit, Ok Atma), Konuşmacılar ve Dış Ülke temsilcileri ile Onur konukları olmak üzere 7 ayrı kategoride faaliyetler yürütülmüştür. Organizasyonun daha geniş kitlelere hitap edebilmesi için ilk ve orta öğretime yönelik "Türk Dünyası" konulu yarışmalar oluşturulmuş, halkımızın her alanından hem meslekten kişi veya kuruluşun görüşü alınmıştır.

                 II. Türk Şöleni, hem Türk dünyası arasındaki kültür köprüsünün tesisinde önemli bir işaret, hem de Türk Toplulukları arasındaki kültür iletişiminde bir köprü olmuştur. Türkistan’dan, Balkanlardan, Avrupa’dan, Kafkaslardan, Ortadoğu’dan, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan büyük coğrafyadan, dünyanın her tarafından gelen yarınımız şekillendirecek, birlik ve beraberliğimizin harcını oluşturacak Türk Dünyasının Şair, Âşık, Sanatçı ve yöneticileri, tarihi şehrimiz Erzurum’da geleceğe yönelik fikir alışverişi yapmak ve daha sonra da bunları ortak kararlara dönüştürebilmek amacıyla ülkemizde bulunan ve ülkemize misafir olarak gelen Türk dünyasının önemli şahsiyetlerini Erzurum’da misafir etmek bir onurdur.

Günümüzde dünyanın büyük bir kısmına yayılmış bulunan Türk Dünyası, asırlar önce anavatanları olan Asya’da bir arada yaşamaktaydı. Uzun tarihlerinin büyük bir kısmını aynı coğrafyada ve ortak bir kültür zemininde geçirmiştir. Türk dünyası ikinci defa, Azerbaycanlı büyük şair Mehmet Aslan’ın değimiyle “ Erzurum’un gediğinde” oluşması büyük bir önem taşımaktadır.

                Türk dünyası edebiyatının ortak mahsulleri olan destanlar, tip, karakter ve konu bakımından, henüz farklılıkların yaşanmadığı dönemlere ait eserlerdendir. Göktürk Abideleri, Uygur Metinleri, Manas Destanı da aynı tarihî birlikteliğin derin izlerini taşımaktadır. Türklerin İslâm’ı kabulü ile başlayan vetirede kaleme alınan Kutadgu Bilig, Divânü Lugati’t-Türk, Dede Korkut gibi edebî eserler, yeni inanç sisteminin ve kabullerin şekillendirdiği eserlerdir. Asya coğrafyasında, İslâm’ı tanıtma ve İslâmî değerleri anlatma misyonunu üstlenen Türk milleti, doğrudan gönüllere hitap eden yeni bir tebliğ dilini de keşfetmiştir. Hoca Ahmed Yesevî, Mevlânâ Celâleddin Rûmî ve Yunus Emre isimleriyle birlikte anılan “sevgi dili”, Anadolu’daki umutsuz ve huzursuz insana sunulan en tesirli reçete olmuştur. Bu şahsiyetler, bütün Asya coğrafyasının ortak değerleri ve kabulleri niteliğindedir. Nasrettin Hoca, Köroğlu, Bâbür, Ali Şîr Nevâî gibi büyük şahsiyetlerle ilgili menakıplar ve tarihî bilgiler de geniş Asya coğrafyasında ve Balkanlar’da yaygın olarak bilinmektedir. Nasreddin Hoca, Balkanlar’dan Çin’e kadar bilinen ve birçok Türk bölgesinin “büyük bir mensubiyet duygusuyla“ sahiplendiği bir isimdir. “Molla Nasreddin”, “Nasreddin Efendi”, “Koja Nasır” veya “Efendi” isimleriyle, farklı coğrafyalardaki Türk toplumlarının kendi coğrafyasında yaşadığına inandıkları Nasrettin Hoca, menkıbeleri, fıkraları ve birçok yerdeki mezarlarıyla herkesin “Hoca”sı olarak gönüllerde yer almıştır.

Kültür Şehri Erzurum’umuzda gerçekleşen bu bu şölen, Yeni birlikteliğimizin; içinde bulunduğumuz an ile gelecek arasında köprü konumundaki kültürel varlıklarımız, kültür dinamiklerimiz ön plana çıkarmayı amaçlamaktadır.   

Türk Dünyasının tanınmış Türk düşünürlerini,  siyasetçi, sporcuları ve sanatçılarını Erzurum'da  buluşturan  Türk Şöleni 21 Mayıs'ta Ağaç Dikimi ile başladı. Geleneksel olarak Erzurum'a gelen her konuğunun bir dikili ağacı olmalı yönünde her yıl ayrı bir bölgede TEMA Vakfı ile birlikte ağaçlandırma faaliyetleri yürütmektedir. Bu amaçla Erzurum-Ilıca karayolunun kenarındaki alanda oluşturulan Türk Dünyası Fidanlığı’na Tük katılımcılarla birlikte ağaç ekildi. Timsal Karabekir, babasının ağaç dikimine büyük önem verdiğini dile getirerek babasının, görev yaptığı her yerde bahar aylarında fidanlıklar oluşturduğuna dikkat çekerek, "Babam ülkenin ağaçlandırılmasına büyük önem veriyordu. Bu amaçla görev yaptığı her yere fidan dikmeyi ihmal etmemiştir. Böylece bende onun yolunda gitmiş oldum.” dedi.

Ardından katılımcı ülkelerin bayrakları ve Türk Bayrakları ile Atatürk Anıtı önünde (Havuzbaşı) bir bayrak töreni yapıldı ve yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşı okundu.

Açılış Programı saat 14.00’de Kültür Merkezi A Salonunda yapıldı Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak ve TÜRKSOY Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Fırat Purtaş ve Güneş Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Ceylan birer açılış konuşması yaptı. Güneş Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Ceylan konuşmasında; " İnsanın kendi “kim”liğini belirlemeye yönelik çabası, çok ulvî ve hayatî bir meseledir. Kendi kendini anlamadan, başkalarını anlamak, dünyayı anlamak ve bu yaşayış içinde “insan”ı konumlandırmak mümkün değildir. Öyleyse birinci ve öncelikli meselemiz, bakışımızı kendimize yöneltmek, kendi içimizde derinleştirmek ve ummanımızdan devşirdiklerimizi, bizden bir şeyler bekleyenlerle paylaşmaktır. Birlik ve beraberlik mesajı, her çağın, her devrin en kuvvetli mesajıdır. Millî birlik, toplu halde yaşayışın, millet olarak devam ve bekânın ilk ve temel şartıdır. Millet hâlinde yaşama ile ilgili her türlü tasavvurun zemini ve en büyük imkânı millî birliktir. Tarihin en tecrübeli milletlerinden biri sıfatıyla Türk milleti, milli birlik ve beraberliğin önemini Orhun Abidelerinden başlayarak devlet başkanlarının ağzından taşa, yazıya, kitaba geçirerek, gelecek nesillerini kendi dil’i ile uyarmıştır. Dil, insanın eşya ve hâdiselere bakış açısını belirleyen en önemli bir unsurdur. Dil bir anahtarsa, o anahtarla açılan ışıktan dünyanın adı gönüldür. Her sözün kıymeti onun gönül ile irtibatı ölçüsündedir. Bence dil ve dudakla ifade edilen şeyler sadece gönül beyanının bir gölgesinden ibarettir. Ne var ki, Hak kelâmının bir izdüşümü sayılan gönül dilini de ancak ona açık duranlar ve ondan yükselen nefesleri duyanlar anlarlar. Mantık, muhakeme, üslup, meânî kurallarına riayet söz cevherinin önemli unsurlarıdır. Evet, beyânın birer rengi, deseni, şivesi kabul edilen hakikat, mecaz, teşbih, istiâre, kinaye… gibi esaslar söze derinlik katan mühim hususlardandır. Evet, bugün ne gönül diliyle söylenen sözler ne de hâl şivesiyle seslendirilen beyânlar katiyen zayi olmamaktadır. Şimdilik zihinler onları birer disket gibi kaydediyor, şuur değerlendiriyor, mantık ve muhâkeme besleyip büyütüyor ve yeni kalıplara, yeni şekillere ifrağ ediyor, sonra da onları bir “vakt-i merhûn”a emanet ediyor. Mevsimi gelince belki de kalbin o sihirli beyânları, hâlin ruhlar üzerindeki o silinmez izleri ne duyulmadık şeyler ne görülmedik güzellikler ifade edeceklerdir..! Bu vesileyle sesimize ses veren öz dilimizle bize gelen konuklarımıza hoş geldiniz diyorum." dedi.

                Açış konuşmalarından sonra izletilen kısa bir film ile organizasyonu gerçekleştiren Güneş Vakfı tanıtılmaya çalışıldı. "Güneş Vakfı; 1987 yılında Erzurum merkez olmak üzere kurulan, Türk Dünyası ve Doğu Anadolu’da çalışmalar yürüten bir vakıftır. “Hizmet arzusu” ve bu çerçeve de “Allah Rızasını” kazanma duygusu yönünde 22 yıldır çalışmalarda bulunmaktadır. Hedefler kadar, metodun da meşru olması gerektiği ilkesiyle, insanın, maddi ve manevi yönleriyle bir bütün olduğunu kabul eden, hayatı kuşatan ve insanı ilgilendiren her konuyu faaliyet alanı olarak kabul eden Güneş Vakfı; ulusal ve uluslararası kültürel faaliyetler, konferanslar, sergiler, konserler, tiyatrolar sahneleyerek halkı aydınlatmaya çalışmakta, muhtaç aile ve öğrencilerin yanında olmayı da “Atamızın İzinde 22 yıl” sözüyle asli görevlerinden saymaktadır." ifadeleri tanıtımdan not edilen arasındaydı.

 Tanıtımın ardından Onur konuğumuz, Doğu Anadolu ve Türkiye için kilit insanlardan olan Kazım Karabekir Paşamızın kızı Timsal Karabekir Yıldıray tarafından Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi A Salonunda “Dünü Unutma ki Yarına Hakkın Olsun” konulu konferans gerçekleştirildi. Konferans geniş bir katılımla duygusal anların yaşanmasına neden oldu. Konferansta Kazım Karabekir'in Kurtuluş mücadelemizdeki eşsiz çalışmaları anlatılırken gösterilen video ve görüntülerle dinleyenler o günleri bir anda olsa hissettiler. Kazım Karabekir Müzesi ve bilimsel çalışmalarıyla mücadelesinin devam ettirilmeye çalışıldığı anlatıldı.

Aynı gün saat 17.00’de Türk Dünyası sanatçılarının “Türk Mitolojisi” konulu sergisi gerçekleştirildi. Sergide sanatçıların yanı sıra İlköğretim öğrencileri arasında yapılan yarışma sonucu dereceye giren öğrencilerin çalışmaları da sergilendi.

Saat 19.00’da Kültür Merkezi A Salonunda “Aşıklar Şöleni” gerçekleştirildi. Aşıklık geleneğinin Kazakistan’dan Kırgızistan’a, İran’a, Azerbaycan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyadan güzel örnekleri halkın ve öğrencilerinin beğenisine sunuldu.

                Şölenin ikinci günü konuklar Yrd. Doç. Dr. Zerrin Köşklü ve Doç. Dr. Haldun Özkan’ın gezi rehberliğinde Erzurum’u gezdiler. Saat 14.00’de Kültür Merkezi A Salonunda "Bütün Yönleriyle Türk Dünyası" konulu panel gerçekleştirildi. Yazar Yahya Akengin'in yönettiği oturumlarda, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Batı Trakya, Irak Türkmen Cephesi, Kıbrıs, Tacikistan, Kırgızistan ve Doğu Türkistan'dan katılan panel katılımcıları  Türk Dünyası'yla ilgili bildiriler sundu. "Bütün Yönleriyle Türk Dünyası Paneli"nde Türkmenistan'dan Anaguli Nurmemmed, "Türkmenistan Üzerine", Azerbaycan'dan  Azerbaycan Tarih Kurumu Başkanı Tofiq Mustafazade, "Azerbaycan Tarihi", Kazakistan'dan Kazak Edebiyat Enstitüsü Müdürü Seyyid Kaskabas "Kazak Dili ve Edebiyatı", Yemen'den Araştırmacı Prof. Dr. Nejat Sayem, "Yemen’deki Türk Varlığı", Kerkük'ten Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ahmet Muratlı "Irak Türkmenleri",Doğu Türkistan'dan Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Sultan Mahmut Kaşkar,"Doğu Türkistan'da Türk Varlığı" ve Kazakistan'dan Aynura Kadirmanbetova  bildiriler sundu.

             Saat 19.00’da Sağlık Müdürlüğü Göğüs Hastanesi Çok Amaçlı Eğitim Salonu’nda Şiir Şöleni’ gerçekleştirildi. Türk Dünyası’nın önemli şairlerinin eserlerini sundukları şölene, Bahattin Karakoç, Mehmet Aslan, Hasan Akar, Yahya Akengin, Menuçehr İslam Azizi, Yaşar Bayar, İsmail Bingöl, Rıdvan Canım, Orhan Ceylan, Ayşegül Dinçbaş, Recep Garip, M.Yaşar Genç, Nurala Göktürk, Hanifi İspirli , Hakan Hadi Kadıoğlu, Ali Kurt, Sait Küçük, Haluk Mahmutoğulları, Mustafa Mansuroğlu, Yasin Mortaş, Afik Muhtaroğlu, Ali Şeyh Özdemir, Abdullah Satoğlu, Talat Ülker, Tabdık Yolcu, Mustafa Ziya katıldı.

Şölenin üçüncü ve son günü olan 23 Mayıs' ta program saat 13.00’de Cirit stadyumunda Gökbörü, Cirit ve at üzerinde ok atma spor etkinlikleri ile başladı. Türklerin en eski atlı oyunlarından olan Gökbörü, özellikle Türkistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan'da 12 ile 40 atlı ile oynanan bir oyundur. Oyun genel anlamda, alanın ortasına çizilen 'halhal' veya 'adalet çizgisi' adı verilen daire etrafına dizilen atlıların, daire içine bırakılan koyun postunu alarak, rakip sahadaki dairenin (halhal-adalet çizgisi) içine bırakmasını esas almaktadır.

Şölenin son günü daha sonra Gagavuz yazar Todor Zanet'in kaleme aldığı "Açlık Kurbanları" adlı tiyatronun Doç Dr. Abdulkerim Dinç yönetiminde Sağlık Müdürlüğü Göğüs Hastanesi Çok Amaçlı Eğitim Salonu’nda sahneye konuldu. Özellikle bu dramı yakinen yaşamış olan konukların gözyaşları içinde izledikleri tiyatro izleyenlerden büyük ilgi gördü.

Şölen Atatürk Üniversitesi A Salonunda saat 19:00'da başlayan Müzik Şöleni ile sona erdi. Müzik Şölenine öncelikle Kazakistanlı aşıkların "kız-oğlan atışması" olarak belirtilen kısa ama zevli bir atışmasından sonra Kaşkay, Doğu Türkistan ve Azeri grupların birbirinden güzel parçalarıyla devam etti. Erzurum TRT sanatçılarından Mehmet Çalmaşur'da bir parça ile müzik şölenine önemli bir renk kattı. Program Mugam söyleyen Azeri (K.İran) iki küçük sanatçının ilginç sunumları ile sona erdi. Müzik Şöleni sonunda organizasyona katılan konuklardan sahneye çıkan temsilciler şölenin kısa bir değerlendirmesini yaptılar. Program sonunda organizasyonu gerçekleştiren Güneş Vakfı genel başkanı Prof. Dr. Alpaslan Ceylan kendisinin de duygulandığı  bir veda konuşması yaptı.

                Ceylan; "Güneş Vakfı olarak Türk Dünyası’nın millî birlik ve beraberliğine yönelik ciddî bir tefekküre ve muhasebe dayalı bir çok çalışmanın içinde olduk. Faaliyetlerimizi seviyeli, ilmî ve  ahlakî bir zemine oturtmaya çalıştık. Türk Milleti'nin  dilden söylenenlerle, gönülden söylenenleri ayırt edebileceğini bilerek şimdiye kadar davetlerimizi dilden değil, hep gönülden yaptık. Bu vesile ile çağrımıza ses verip, şölenimize  katılan azımızı çok eden, çabamızı ulvi eden Türk Dünya gönüllülerine çok teşekkür ediyorum. Bu şölenin ikincisinin, onuncu, on beşinci,  elli beşinci olmasını yürekten diliyorum. Türk Dünyasını bir denize benzetirsek biz bu şölenlerle bu denize bir damla olarak düştük. Bizimle olan herkesle bu damlalar çoğalarak büyük dalgalar haline gelecektir. Ulu önderin dediği gibi muhtaç olduğumuz kudretin, damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu anlayıp daha büyük işler yapma azmi ve hevesi içinde olacağımıza inanıyorum. Güneş Vakfı, dün olduğu gibi yarında bu kutlu ve onurlu davada Türk Millî Birlik ve Beraberliğinin fikir ve sanat bayraklarından biri olarak dalgalanmaya devam edecektir.

Katılımcılar

 

Onur Konuğu

Timsal KARABEKİR

Panelist

Ahmet Muratlı

Anaguli Nurmemmed

Aynura Nurmemmedova

Najat Sayem

Seyyid Kaskabas

Tofiq Mustafazade

Yahya Akengin

Güzel Sanatlar

Ahmad Porostan

Ahmet Sobacı

Ahmetova Feride Himmetkızı

Aleksandr Tırışkin

Aleksev Ulturgasev

Alfiva İlyasova

Ali Düzgün

Ayas Kocay

Bilal Sezer

Cebrail Ötgün

Dimitri Savastin

Fayzrahman İsmagilov

Ferruh Haşıloğlu

Fikret Haşimov

Fikri Salman

Funda Koçer

Gülşen Ağyürek

Halida Shimova

Hamzayeva Ulviye Tabtıkkızı

Harun Şahin

Hava Çakır

Hızır Tepeyev

Hüseyin Elitok

Hüseyin Öznülüer

İsmailov Cavit Mehmetoğlu

Kadir Tuzcu

Köksal Bilirdönmez

Lütfü Kaplanoğlu

M. Emin Kayserili

M. İsmavil Asadoğlu

M. Sercan Saygı

Mehmet Göktepe

Mehmet Şirzat

Meldehan Kasımbek

Memduha Satır

Meryem Uğuz

Metin Uçar

Mevlüt Kaplanoğlu

Muhammet Kılıç

Murat Hocagaliyev

Mustafa Albayrak

Mustafa Karapınar

Mustafa Küçüköner

Nail Karahan

Natalya Nikoyeva

Nazife Başel

Nevin Ayduslu

Noyan Güven

Polad Gabriyev

Ruhi Konak

Sadrettin Er

Serkan Özer

Sıddık Turhan

Sibel Tığcı

Şemsinur Çelik

Tekin Bayrak

Tuba Demir

Tuba Gümrah

Tuncay Güngör

Ufuk Muslu

Uğur Özen

Vakil Seyhetdinov

Yakup Göktaş

Yasemin Yarol

Yılmaz Helvacı

  •  

Abdullah Satoğlu

Afik Muhtaroğlu

Ali Kurt

Ali Şeyh Özdemir

Ayşegül Dinçbaş

Bahattin Karakoç

Hakan Hadi Kadıoğlu

Haluk Mahmutoğulları       

Hanifi İspirli

Hasan Akar

İsmail Bingöl

M.Yaşar Genç

Mehmet Aslan    

Menuçehr İslam Azizi        

Mustafa Mansuroğlu

Mustafa Ziya

Nurala Göktürk

Orhan Ceylan      

Recep Garip

Rıdvan Canım

Sait Küçük

Tabdık Yolcu

Talat Ülker

Yahya Akengin    

Yasin Mortaş        

Yaşar Bayar          

  •  

Âşık Adalet

Âşık Elbruz

Cambul Mehmedli Karasanli

Fuat Çerkezoğlu

İhsan Yavuzer

İlyas Alioğlu

Muhammed Emin Posma

Nuri Çırağı

Rahim Sağlam

Sait Küçük

Yasemin Reyhanî Şahbaz

Yusuf Posma

Tiyatro

Abdülkerim Dinç

Alpay Avcıoğlu

Çiğdem Şişeci

Emir Toksoy

Eyüp Ölmez

Fatih Çelebi

Günter Okur

İpek Pınar Tel

Sema Tuzlu

Todor Zanet

  •  

Abdullah Köse

Afsun Kargari Oskuei

Afşin Alevi

Ali Maksudi

Almagül Juginisova

Ardavan Abedipoor

Arman Berdalin

Aydin Ebadi

Azita Şeşbölük

Damon Şeşbölük

Dünya Alizade

Ercan Ahmat

Farshid İslamian

Gholam Reza Nabahat

Hadi Hamzazade

Hasan Makdudi

Hashim İslamian

Havar Ebadi

Mahamad Rakhshan Mehr

Mahmud Ahmadian

Mehmet Çalmaşur

Mehran Mehriniya

Muhammed Emin Posma

Pervin Bahmani

Rahile Rahimzade

Said Javadi

Said Mirzazadeh

Shahram Saremi

Shahram Vefakhah

Yalda Yazdani

Yashar Azertash

Yusuf Posma

 

Atlı Sporlar

Ali Dağ

Alparslan Kutlu

Amas Yetim

Behmen Sinai

Belal Sabzali Zade

Binali Çimen

Cavit Sulak

Cemşit Horasan

Egemberdi Atılgan

El Muhammed Erbaş

Ferhad Abdipur

Gafur Erciyes

Hasan Kurgan

İbrahim Halil Üngörmez

İdris Akın

İreç Cabbari

İsmail Atılgan

İsmail Kara

İsman Atılgan

Kasımbek Varol

Kemalettin Güngürmez

Kenan Karagün

Kenan Uçar

Kudret Yıldırım

Murat Özhancı

Murat Taş

Mustafa Karakoyun

Nimetullah Şanlı

Nurahmet Erzurumlu

Nurmehmet Atılgan

Oktay Özgüven

Olcay Sıla

Rahman Başaran

Ravan Bakhsh Pashae

Said Sabz Alizade

Salim Yıldırım

Sayım Vatan

Selami Başdönmez

Serdar Kalalı

Sina Khaliq

Şahin Güngördü

Şükrü Kırgız

Ümit Çağlar

Yakup Timur

Yasin Tanağarmaz

Yavuz Günaçmaz

Zahit Karakoç

  •  

Alpaslan Ceylan

Ayça Kamış

Ayhan Zelyüt

Bünyamin Emeç

Coşkun Erdoğan

Fatih Çapanoğlu

Fuat Özeken

Gökçe Çapanoğlu

Hatice Yalçın

Hülya Yılmaz

Hüseyin Uray

Işıl Bedirhanoğlu

İbrahim Üngör

İrfan Yıldız

İsmail Aslan

Mustafa Karageçi

Nusret Burak Özsoy

Ümit Ateş

Oktay Özgül

Önder Gülbahar

Rafia Soy

Yasin Topaloğlu

Yaşar Bayar

Yavuz Günaşdı

 

 

 

 

 

 

 

 

II. ULUSLARARASI TÜRK ŞÖLENİ

Hemen Bilgi Alın.